22 Aralık 2010 Çarşamba

Sağlıklı kolay bir yemek :Ayvalı Pazı


2 adet kuru soğanı 2 yemek kaşığı zeytinyağında kavurun. 2 adet küp şeklinde doğranmış ayva ve 1 demet doğranmış pazıyı ekleyip suyunu çekene kadar pişirin. 4-5 dakika kavurun. Üstüne sarımsaklı yoğurt ve tereyağında kızdırılmış biber döküp servis yapın.

20 Aralık 2010 Pazartesi

Sakızın Faydaları

Gün içerisinde sakız çiğnemenin ağız sağlığından kilo kontrolüne kadar birçok konuda faydası vardır. Özellikle şekersiz sakızlar gün içerisinde atıştırma hissini bastırarak ve kilo kontrolüne yardımcı olurken, diş lekelerinin oluşumunu da engeller

10 Aralık 2010 Cuma

Yoğurtla gelen sağlık

Gün aralarında yoğurt, salatalık gibi düşük kalorili yiyecekleri atıştırmaktan çekinmeyin. Uzun süre yemek yemezseniz metebolizmanız daha az kalori harcamak için yavaşlar.

Lezzetli ve pratik kabak salatası için; 4 kabağı rendeleyin, sıvı yağ ve su ilave ederek suyunu çekene kadar pişirin. Kabaklar soğuyunca sarımsaklı yoğurtla karıştırın. Maydonoz ve taze nane ile süsleyerek servis yapabilirsiniz.

2 Şubat 2010 Salı

En Yüksek C Vitamini Kuşburnu Çayında

Dilem İrkin, kış aylarında çay ya da kahveye nazaran en fazla kuşburnu çayını tavsiye ettiklerinin altını çiziyor. Çünkü kuşburnu çayı, C vitamini içeriği en yüksek çaylardan biridir. Ama çay tüketirken ikinci grup rezene tercih edilebilir; çünkü rezene iyi bir gaz gidericidir. Yemekten sonra mideyi rahatlatır. Yeşil çay günde iki ya da üç kere içilebilir. Fakat yeşil çay konusunda şuna dikkat etmek gerekiyor: Kişinin yüksek tansiyon problemi varsa kalp ritmini artırdığından yeşil çay bu durumu tetikleyebiliyor. Bazı kişilerde uykusuzluk, huzursuzluk yaratabiliyor.

Kemik Erimesi Yüzünden Basit Kazaların Faturası Ağır Olabilir

Yaşlılık döneminde yaşamı çokça zorlaştıran kemik erimesi ve eklem kireçlenmesine de değinen Doç. Dr. Şener, bu sorunların vücuttaki etkileri hakkında şunları söyledi:

“Kemik erimesi, kemik ağrılarının yanı sıra kemiklerimizin küçük düşmeler ve zorlanmalarla dahi kolayca kırılmasına neden olabiliyor. Yaşlılıkta gelişen kırıkların tedavisi daha zor ve uzun sürelidir. Hatta kalça kırığı gibi bazı kırıkların tedavisi ancak ameliyatlarla mümkündür. Bugün kemik erimesine bağlı gelişen kırıkların tedavisi sırasında gelişen sorunlar ölüm sebeplerinin ön sıralarında yer alıyor.
Ayrıca diğer önemli bir sorun da eklem kireçlenmesidir. Eklem kireçlenmesinde eklemlerimizin kayganlığını sağlayan kıkırdak yüzey aşınır ve eklem hareketlerimiz ağrılı ve kısıtlı hale gelir. Eklem kireçlenmesi ilerledikçe hastalarımız merdiven dahi kullanamayacak duruma gelebilir veya gece uyuyamayacak kadar ağrılı olabilirler. Beraberinde eklemlerde çarpıklıklar ve şekil bozuklukları da gelişebilir.”
Kaliteli ve Konforlu Bir Yaşlılık Mümkün
Yaşlanmanın beraberinde getirdiği olumsuzlukları ertelemenin kişinin kendi elinde olduğunu vurgulayan Doç. Şener, egzersiz, güneş ışığı ve kalsiyum, protein, D vitamini yönünden dengeli beslenmenin kemik erimesini önlemek için ilaçla tedavi yöntemlerinden daha etkili olduğunu aktardı. Şener ayrıca eklem kireçlenmesinden korunmak için de çok kilolu olmamak, eklemleri çarpma burkulma gibi travmalara maruz bırakmamak ve düzenli egzersizlerle kasları güçlü tutmak gerektiğini ifade etti.

27 Ocak 2010 Çarşamba

Limonla Cilt Güzelliği


Limon, cildiniz için serinletici ve canlandırıcı bir etki yapar. Altı adet limonu, kabukları ile birlikte halka şeklinde dilimleyin. Derin bir kaba soğuk su doldurun ve içine dilimlediğiniz limonları atın. Limonların kabukları yumuşayana kadar en az bir-iki saat bekletin. Süre tamamlandıktan sonra limonları elinizle sıkın ve banyo suyunun içine limonları ve hazırlanan suyu ilave edin. Eğer limonların suda bekletilme süresi sizin için çok uzun ise, o zaman limonların suyunu sıkın ve limonlarla birlikte banyo suyuna katın. Hazırladığınız limon banyosunun içinde 20 dakika kalmanız yeterli olacaktır. Bu özel banyo için kan dolaşımınızı hızlandırırken, iç açıcı limon kokusu da güne dinamik başlamanıza yardımcı olacaktır.

24 Ocak 2010 Pazar

GIDALARIN BESİN DEĞERİNİ KORUYUP VE TOKSİK TESİR KAZANMASINI ÖNLEMEK

İç ortamın hücre sağlığını koruyacak düzeyde değişmez tutulması gıdaların besin değerini koruyup toksik tesir kazanmasını önlemekle sağlanabilir.Bunun çareleri şunlardır:
Gıdaları karıştırmadan yemek ya da içmek
Gıdalar,konsantre(oksitlenen)ve konsantre olmayan gıdalar(oksitlenmeyen)olarak iki ana gruba ayrılır.
Konsantre gıdalar kendi aralarında nişastalı ve proteinli gıdalar,konsantre olmayan gıdalar da meyvalar ve çiğ sebzeler olarak ikiye ayrılır.Sebzeler pişirildikçe konsantre gıdaya dönüşürler. Örneğin;patates çiğ iken sebze,pişirildikten sonra nişastalı gıda grubuna girer.Bu gıdalardan meyva şekerleri direk olarak,nişastalı gıdalar alkali salgı ile sindirilerek,proteinli gıdalar asit salgı ve çiğ sebzelerde bulunan canlı enzimlerle sindirilerek kana karışırlar.
Bu nedenle,gıdalarımızı meyvalar, nişastalı gıdalar ve proteinli gıdalar olmak üzere üç ayı gruba ayırıp,üç ayrı öğünde yemek içmek zorundayız.Bu şekilde beslenirsek,gıdaların işe yarayan kısımları daha kolay ve daha çabuk sindirilip kana verilir. İşe yaramayan kısımları da daha kolay ve daha çabuk dışarı atılır.Bu sayede tüm gıdaların besin değerleri korunur, toksik tesir kazanması önlenir.
Gıdalar karıştırılarak yenilip içilirse zor sindirilirler.Midede uzun zaman bekleyerek besin değerlerini kaybedip toksik tesir kazanırlar.Mideden bağırsağa geçmeden mikroplar ve bakteriler tarafından tüketilirler.Sindirim sisteminde parazitlerin üremesine neden olurlar.Oksitlenirler.Bu olay,ağız kokusu,sindirim sancısı,mide ve bağırsak gazları gibi sorunlarla kendini gösterir.
Örneğin;
-Meyva ve meyva suları,nişastalı veya proteinli gıdalarla aynı öğünde yenilirse asit ve alkali salgıların etkisinde kalarak fermantasyona uğrayarak bozulurlar.Ayrıca besin değerlerini kaybedip toksik tesir kazanarak iç ortamın ve karaciğerin düşmanı olurlar.
-Nişastalı gıdalar grubuna giren patates ile,proteinli gıdalar grubuna giren et,aynı öğünde yenilirse vücut patatesi sindirmek için alkali salgı,eti sindirmek için asit salgı salgılar.Salgılanan bu salgılar,midede karıştırılınca ,kimyasalca kaçınılmaz olarak nötr salgıya dönüşürler. Nötr ortamda patates de,et de sindirilemez.Bu gıdaların sindirilebilmesi ve mideden bağırsağa geçebilecek hale gelmesi için mide tekrar tekrar asit ve alkali salgı salgılamak zorunda kalır.
Vücut,en büyük enerjiyi gıdaların sindirilebilmesi için harcar.Bu enerjiyi harcamasının amacı,gıdalardan daha fazla enerji elde edip yaşamını sürdürebilmektir.Sindirim için bu kadar fazla enerji elde edip yaşamını sürdürebilmektir.Sindirim için bu kadar fazla enerji tüketilmesine rağmen,gıdalar besin değerini kaybedip,toksik tesir kazanmış vaziyette bağırsaklara geçerler.Bu defa vücut,gıdaların toksik tesirini yok etmek için,sindirim için harcadığı iki misli fazla enerji tüketir.Sonunda,kar edemeyen işletmenin iflas ettiği örneği,enerji iflasına uğrar ve hücrelerde dejenerasyon başlar.Bu olay,gençlik yıllarında yorgunluk, hazımsızlık, kabızlık, nezle, grip, solunum zorluğu, kalp yetmezliği, yüksek tansiyon, romatizma, artrit, kansızlık alerji ve cilt hastalıkları gibi sağlıksorunlarıyla,elli yaşından sonra da kalp krizi,felç ve kanser gibi ciddi hastalıklar şeklinde kendini gösterir.